logo

İzmir ve İç Göç

Sorry, this entry is only available in Turkish. For the sake of viewer convenience, the content is shown below in the alternative language. You may click the link to switch the active language.

İzmir ve İç Göç

          İstanbul, “ göç” denildiğinde akla gelen ilk şehir ülkemizde. “Taşı toprağı altın” deyimi kullanılmıştır onun için, kozmopolit gerçekliğinde hayallerine kavuşmak isteyenlerin uğrak yeri olmuştur. Mimari zenginliğinden dolayı uzun süre köklü değişimlere teşne olmamış, ancak son yıllardaki dönüşümler neticesinde farklılıklar oluşmuştur kaçınılmaz şekilde… İzmir ve İç Göç değerlendirildiğinde ise farklı neticelerden söz etmek mümkün. Ne İstanbul kadar tarihi miras sahibidir, ne de o denli büyük çapta bir iç göç yaşamıştır İzmir. Fakat kendi çapında aldığı iç göçe göre şekillenmiştir İzmir mimarisi de; karmaşık yapısı buradan ileri gelir.

İzmir mimarlık gündemini en çok meşgul eden konu gecekondu kültürü olagelmiştir öteden beri. İzmirlilerin kendilerine özgü modernizm anlayışı mimari ölçekte yer bulamamış, sahil kesimleri ve birkaç semt dışında karmaşık bir yapılaşma anlayışı gelişmiştir. Şehir estetiğinin de tüm bu durumdan kaçınılmaz bir şekilde olumsuz etkilendiği bariz bir gerçektir İzmir mimarlık tarihinde.

Bugün gelinen noktada İzmir mimarlık ofisleri ve şehir mimarisine katkı koyan odakların yoğun bir çabası var. Kentsel dönüşüm ve yenileme konusu olan bütün bölgelerde resmi kurumlar öncülüğünde yeni bir İzmir ortaya çıkarılması amaçlanıyor. Uygunsuz ve hatta kimi yerlerde afet riskine rağmen müzminleşen yapılaşmadan çıkmak için önemli bir fırsat doğdu bu sayede.

İzmir mimarlık anlayışı değişerek yeni bir viraja, esasen şehirlilerin iddiasına yaraşır bir yörüngeye giriyor yani. İstenilenler gerçeğe dönüştüğü takdirde estetik ve yapısal olarak bir bütünlük, yanısıra modern bir kimlik kazanılmış olacak.

  • Share